30 Mart 2018 Cuma

/*iki sayıdan büyük olanı ekrana yazdırır*/
#include<stdio.h>
int main()
{
int sayi1,sayi2;
printf("1.sayı:");
scanf("%d",&sayi1);
printf("2.sayı:");
scanf("%d",&sayi2);
if(sayi1>sayi2)
printf("/nbüyük olan=%d",sayi1);
else
printf("/nbüyük olan=%d",sayi2);
return 0;
}

21 Ocak 2018 Pazar

Hesap Makinesi Kodu


<script type = "text/javascript">
<!--
var fiyat, fiyatd, fiyatk ;
function buttonPressed ( )
{ fiyat = 0;
if(searchForm.kod3033.checked)
fiyat += 5;
if(searchForm.kod8010.checked)
fiyat += 36.90;
if(searchForm.kod1010.checked)
fiyat += 3.85;
if(searchForm.kod1030.checked)
fiyat += 3;
if(searchForm.kod3030.checked)
fiyat += 1.95;
if(searchForm.kod2022.checked)
fiyat += 1.75;
if(searchForm.kod2020.checked)
fiyat += 1.50;
if(searchForm.kod5000.checked)
fiyat += 39.50;
searchForm.toplam.value = fiyat;
searchForm.fiyatd.value = fiyat*0.05;
searchForm.fiyatk.value = fiyat - (fiyat*0.05);
}
// -->
</script>
</head>
<body>
<br>
<br>
<center><h1><b><font color="blue">ALIŞVERİŞ</font></b></h1></center>
<p align="center"><b> (Sepete ürün ekleyiniz.)</b></p> </br>
<center><form name="searchForm">
<table border="1" width="780" height="38">
<tr>
<td bgcolor="white" width="358" align="center"><font color="#0066CC" size="3">
<strong> Meyve-Sebze </strong>
</font></td>
<td bgcolor="white" width="160" align="center"><font color="#0066CC" size="3">
<strong> İçecek </strong>
</font></td>
<td bgcolor="white" width="153" align="center"><font color="#0066CC" size="3">
<strong> Mutfak Eşyaları
</strong></font></td>
</tr>
</table>
<table border="0" width="781" height="267">
<tr align="right">
<td width="150" height="122" align="left">Domates
<input type="checkbox" name="kod3033" value="5">
<img onClick="resim1()" src="domates.jpg"
width="90" height="90" align="left"><p>
<p>
<font size="2">KG Fiyatı: 5 TL</font></p>
</td>
<td width="150" height="122" align="left">Elma
<input type="checkbox" name="kod1030" value="3" >
<img onClick="resim2()" src="elma.jpg"
width="75" height="75" align="left"><p>
<p>
<font size="2">KG Fiyatı: 3 TL</font></p>
</td>
<td width="150" align="center" height="122">Kola
<input type="checkbox" name="kod2022" value="1.75" >
<img onClick="resim5()" src="cola.jpg"
width="90" height="90" align="left"><p>
<p>
<font size="2">Adet Fiyatı: 1.75 TL</font></p>
</td>
<td width="145" align="center" height="122">Kettle
<input type="checkbox" name="kod5000" value="39.505" >
<img onClick="resim7()" src="kettle.jpg"
width="90" height="90" align="left"> <p>
<p>
<font size="2">Adet Fiyatı: 39.50 TL</font></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="178" align="center" height="41"></td>
</tr>
<tr>
<td width="150" height="122" align="left">Salatalık
<input type="checkbox" name="kod1010" value="3.85" >
<img onClick="resim3()" src="salatalik.jpg"
width="90" height="90" align="left"><p<>
<p>
<font size="2">KG Fiyatı: 3.85 TL</font></p>
</td>
<td width="150" height="122" align="left">Portakal
<input type="checkbox" name="kod3030" value="1.95" >
<img onClick="resim4()" src="portakal.jpg"
width="90" height="90" align="left"><p>
<p>
<font size="2">KG Fiyatı: 1.95 TL</font></p>
</td>
<td width="150" align="center" height="122">Fanta
<input type="checkbox" name="kod2020" value="1.50" >
<img onClick="resim6()" src="fanta.jpg"
width="90" height="90" align="left"><p>
<p>
<font size="2">Adet Fiyatı: 1.50 TL </font></p>
</td>
<td width="145" align="center" height="122">Mikser
<input type="checkbox" name="kod8010" value="36.90" >
<img onClick="resim8()" src="mikser.jpg"
width="90" height="90"align="left"><p>
<p>
<font size="2">Adet Fiyatı: 36.90 TL</font></p>
</td>
</tr>
</table>
<br>
<br>
<br>
<p align="center">
<font size="5" color="#0066CC">Sepet Toplamı:</font>
</b></font>
<font size="4">
<input type="text" name="toplam" size="15"> TL</font>
</p>
<b>Online alışverişte sepetteki ürünlere anında %5 indirim!</b><br>
<p>
<font size="5" color="#0066CC">Uygulanan İndirim: </font>
<font size="4">
<input type="text" name="fiyatd" size="15"> TL</font></p>
<p>
<font size="5" color="#003399">Sepet Tutarı:
</font>
<font size="4">
<input type="text" name="fiyatk" size="15"> TL</font>
<p align="center">
<p align="center">
<input name="search" type="button" value="Hesapla"
onclick ="buttonPressed()">
</p>
<p align="center">
<img border="0" src="sepet.png" width=3% height=5%></p>
</font></b>
<b><font size="4" align ="center" color="#004b98">Hoşgeldiniz
</font></b></p>
<center><a href="#top">Sayfa Başına Dön</a>
</form>


19 Mayıs 2017 Cuma

Kenevirin Tarihi: Neden Yasaklandı? Dudak Uçuklatan Komplo Teorileri

 Kenevir ve Bilinmeyenleri
Neden yasaklandı? Neden tekrar yasallaştırılmalı?

    "Bundan yaklaşık 100 yıl önce bazı siyasi çıkar grupları tarafından halkı yanlış bilgilendiren reklamlar ve aydınlara sezdirilmeden çıkarılan yasalarca yasaklanan kenevir, aslında bilindiği gibi bir uyuşturucu kaynağı değil, dünya ekonomisini yeniden şekillendirebilecek güce sahip masum ve  verimli bir bitki türü. "


Ana düşünce ve kenevirin yasaklanmasının tarihçesi
Kenevir ve küresel ısınma
Kenevirin Doğa Dostu Özellikleri
Kenevir ve Çevresel Kirlilik
Daha Temiz Bir Dünya
Kenevirin Kolay Yetiştirilebilir Olması
Kenevir ve Diğer Hammaddelerden Elde Edilen Ürünlerin Kıyaslaması
Ucuzlaşan Temel İhtiyaçlar
Kenevirin Diğer Yaşam Ortamlarına Etkisi
       Doğal Yaşam Alanlarının Kenevir ile Düzeltilmesi
            Kenevirin Habitatların Devamlılığı Üzerindeki Olumlu Etkisi
KENEVİR VE TEKSTİL SEKTÖRÜ
Kenevirin Sağlık Üzerindeki Olumlu Etkileri
          Petrol Yan Ürünlerinin İnsan Sağlığı Üzerindeki Zararları
               Kenevir ve Petrol Hammaddeli Ürünlerin Karşılaştırılması
Kenevirin Tekstil Sektöründeki Maliyetleri Düşürücü Etkisi
           Hızlı Yetişme Süreci
                   İnsan Müdahalesi Olmaksızın Gelişmesi
Kenevir Hammaddeli Ürünlerin Dayanıklılığı
            Kumaşların Petrol Ürünlerine Kıyasla Uzun Süreli Kullanılabilmesi
                  Yıkanma ve Aşınmaya Karşı Direnç
Kenevir Refah düzeyi üzerindeki olumlu etkileri
Sağlık Sektöründe Kenevirin Kullanım Alanları
              Azalan Fiziksel Acılar ve Maliyetler
                     İlaçların Kalitesindeki Olası Artış
Yasadışı Olmasının Gençlerin Psikoloji Üzerindeki Etkisi
              “Yasak” Kavramı ve Okullara İnen Bilinçlendirme Eğitimleri

          
ŞİFA MI LANET Mİ: KENEVİR
3 bin yıllık geçmişe sahip Orta Asya kökenli bitki türü Kenevir, siyasi çıkar grupları tarafından yaklaşık 100 yıl önce halkın zararına diğer sektörlerin başındaki iş adamlarının yararına olacak şekilde yasaklanmıştır. Ancak içinde yaşadığımız çağda görmekteyiz ki bu bitkinin tamamen yasaklanması kullanma niyetindeki insanlara engel olmamakta ancak dünyanın en verimli bitkilerinden olan kenevirin özgürce yetiştirilmesinin yasaklanması ekonominin gelişmesine ve doğanın yenilenebilir niteliğini efektif bir şekilde kullanmasını engellemektedir. Bu nedenle kenevir yetiştirilmesi kısıtlamalar olmaksızın yaygınlaştırılmalı ve tarlaların yakılması, ürünlerin imha edilmesi engellenmeli çünkü dünyanın en kullanışlı tarımsal ürünlerinden biri olan bu bitki türü, yalnızca kendi çıkarlarını düşünerek medyada bu bitkiyi kötü tanıttıran siyasetçilerin iddia ettiğinin aksine, yalnızca esrar ve uyuşturucu madde tüketiminde kullanılmıyor.
         İçinde yaşadığımız çağın en önemli sorunlarından biri olan küresel ısınmayı çözmenin sırrının keneviri yasallaştırma ve üretimini arttırmakta saklı. Çünkü petrol yan ürünü olan plastik ve tekstil ürünleri doğayı geri dönüşü olmayan bir şekilde kirletmeye başladı. Kenevirden yapılan tekstil ürünleri ve şişeler ise plastik ve sentetik hammaddeli olanlara oranla daha uzun süre kullanılabilir ve geri dönüşmesi çok zor olan, çabucak dayanıklılığını yitiren maddelerin aksine doğayı kirletmez. Bir ağacın yalnızca üç kez, kenevirin ise sekiz kez kağıda dönüştürülebilir bir geri dönüşüm kapasitesi vardır. Aynı şekilde bir dönümlük kenevir tarlası 25 dönümlük ormandan çok daha fazla oksijen üreterek havayı temizlemede yardımcı olabilir.
Çok az suya ihtiyaç duyarak, diğer bitki türlerine kıyasla çok daha hızlı yetişen, tarım ilaçlarına gerek kalmaksızın serada dahi üretiminin yapılması gibi özellikleriyle ön plana çıkan kenevirin, bir dönümünden 4 dönüm ağacın üretebileceği kağıdı sağlayabilmesi gibi etkenler, sadece esrar yapımında kullanıldığı için bu bitkiyi görmezden gelmemek gerektiği konusunda göze çarpan önemli faktörlerdendir. Üretim sürecinin hızlanıp kolaylaşması ise gösterilmesi yasaklanan “kenevir kotu” reklamlarından sonra satışların artmasından gözlemlenebileceği üzere kaliteli ürünlere çok daha uygun bir fiyattan ulaşmayı sağlıyor.
Doğayı beraber paylaştığımız hayvanların doğal yaşam alanlarının kenevirin alternatifi olan petrol ürünleriyle ne kadar kirlendiğini de oldukça kritik bir mesele olan kenevirin yasaklanması hakkında hipotezler üretirken göz önünde bulundurmak gerekir. Artık ne yazık ki gittikçe kirlenen sular yüzünden pek çok hayvan ya hayatını kaybetmekte ya da hastalanmaktadır. Kenevir ise çevreye zarar vermeyen boya ve sabun yapımında kullanılan tek madde, zira diğer esanslı sabunlar içerdikleri kimyasal maddelerle sadece insanların cildine değil suda çözünmeyen yapısıyla doğaya da zarar veriyor.
         Kenevirin moda sektörüne olası ve halihazırda katkılarından en önemlisini ise “fast-fashion” algısının bu kadar yaygınlaştığı bir çağda insanlığa hem kendi sağlıkları hem de cepleri açısından en uygun maliyetli ürünleri sunabilmeleridir. Giydiğimiz ürünlerin çoğu petrol yan ürünlerinden yapılan sentetik maddelerle büyük oranda karıştırılmıştır. Sentetik yapımının pek bilinmeyen daha ucuz yolu ise,  sağlıklı hammaddesi ve saplarındaki dayanıklı ve uzun lifleriyle kenevir üretimidir. Kanvas kelimesinin adını kenevir ürünlerinden birinden alması ve ilk kot pantolonun hammaddesinin bu bereketli bitki türü olduğu göz önünde bulundurulduğunda, tekstil sektörünün bu yasaktan ne kadar olumsuz etkilendiği görülebilir. Kenevir üretiminin artması ve yasallaşmasının tekstil sektöründeki en önemli yararlarından biri sentetik ürünlerin üretiminde artık sağlıksız petrol ürünü polyesterlere mecbur kalınmaması veya pamuktan çok daha kolay yetiştirilmesiyle kıyafetleri daha ucuz kılmasının yansıra ip, halat, ayakkabı, halı, çanta ve çuval gibi dayanıklı ürünler çıkarılmasında en etkili madde olmasıdır.
Hızlı, insan emeğinden bağımsız, toprağı temizleyen çevre dostu ve masrafsız yetişme sürecinin yansıra, selüloz açısından son derece zengin olması sebebiyle dayanıklı tekstil ürünlerinin yaratım aşamasında kullanılabilecekken, kenevirin üretiminin olması gerektiği kadar serbest olmaması tekstil sektörü için büyük bir kayba sebep oluyor. Bu nedenle kenevir üretiminin yalnızca ekonomik gelişmeler için kullanılmasını sağlayarak esrar kullanımına engel olan caydırıcı yasaların yürürlüğe girmesi ülkelerin kalkınması ve işçilerin daha iyi insani şartlarda çalışması için bir an önce getirilmesi gerekilen bir zaruriyettir.
Birkaç yıkamada çabucak kullanım vadesini dolduran ve yetişme aşamasında yoğun emek, bol tarım ilacı isteyen pamuk yerine, kolaylıkla ulaşılabilir önemli bir sentetik lif kaynağı olan kenevirin seçilmesi insanlığa en üst seviyede hizmet vermeyi kolaylaştıracaktır. Petrol hammaddeli kot pantolonların sürtünme ve yıkanmanın etkisiyle hemen aşınarak giyilemez duruma gelmesinin aksine yıllarca kullanılabilen kenevir kotların karşılaştırılmasından da açıkça görülebilir ki kalite-fiyat dengesinde tüketiciyi en karlı çıkaracak olan bitki türü kenevirdir.  Doğaya tekrar karışma süreci hızlı, giyilme süreci ise olabildiğince uzundur.
AIDS ve kanser tedavisinden migren ağrılarına kadar pek çok alanda saymakla bitmeyen faydaları olan kenevirden yapılan ilaçlar, sınırlandırılmış üretim izni yüzünden olması gerekenden daha pahalı fiyatlarla ve deney yapımındaki yeteriz serbestlik yüzünden potansiyel kalitesine ulaşamadan vitrinlerde yerini alıyor. Bu nedenle, kenevirin medikal amaçlı kullanımının yasallaştırılması iyi bir başlangıç olarak düşünülebilir, ancak yeterli değil. 29 Eylül’de esrar yapımında kullanılan çiçeği imha edilmek üzere 19 ilimizde yasallaştırılan kenevir üretiminin esrarın kötü amaçlarla kullanımı üzerinde etkisi beklenildiği gibi bir artışa sebep olmadı, ancak ekonomi, tekstil ve sağlık sektörü için daha üretken bir karar olduğu aşikâr. Yetiştirilmesine küçük kapsamlı kısıtlamalar getirilerek kötü amaçlı üretimi kontrol etmek yerine kenevirin direkt yasaklanması, hastalıkların en efektif bir şekilde tedavi edilmesi için doğru bir hareket olarak düşünülemez. Ancak bu yasallaşma sürecinde Doç. Dr. Tahir Tellioğlu’nun da altını çizdiği sağlık sorununa dikkat etmek gerekiyor “Esrar bağımlılık yapıcı ve yıkıcı bir madde. O yüzden çok dikkatli olmalıyız.” (Tellioğlu, 2011) çünkü aksi takdirde ciddi bir toplumsal buhrana yol açabilir. Esrarın tıbbi kullanımının sigara içmek şeklinde değil, ikincil sentetikler aracılığı ile olduğu göz önünde bulundurulmalıdır.
Çoğu zaman uyuşturucunun kurbanı olan gençler ise nesillerinin refah seviyesini yukarıya taşıma ihtimali olan keneviri, bilinçsiz eğitim yüzünden bir sanayi hammaddesi olarak değil geçici buhranlarından kaçabilecekleri farklı bir dünya olarak görüyorlar ancak hem psikolojik hem fiziksel sağlıkları için kenevir son derece pozitif etki yaratma potansiyeline sahip bir bitki türü. Kenevirden yapılan esrarın etkin maddesi olan THC[1], yalnızca dişi kenevirin goncalı kısmında bulunsa da çocukların ve gençlerin bu maddeyi tamamen uyuşturucu ile ilişkilendirmesine sebep olacak zararlı propagandalar yapılıyor. Ancak Avrupa’nın hem medeniyet hem refah açısından ileri gelen ülkelerinden olan Hollanda’nın ülke genelinde yaklaşık 1200 tane olan Coffee Shop’ları[2] ile bu maddeyi belli bir ölçüye kadar serbest bırakmasının halkın esrar bağımlısı kitlesinin oranı üzerinde gözle görülür bir etki yaratmamasından görüleceği üzere, iş kullanımı düzene sokmak için yeterince caydırıcı kanunlar koymakta bitiyor, keneviri tamamen yasaklamakta değil.
Tüm bu etkenler göz önünde bulundurulduğunda bariz bir şekilde kenevir üretiminin ülkemizde yasallaşmasının artılarının eksilerinden çok daha fazla olduğu görülebilir. Bu kadar önemli bir üretim bitkisinin birden yasaklanmasının sebebi gün yüzüne çıkartılarak iyileşme sağlanırsa özellikle tekstil sektöründe büyük gelişmeler ve yeniliklerin doğmasını sağlanabilir. Bu nedenle kenevir üretiminin yalnızca ekonomik gelişmeler için kullanılmasını sağlayarak esrar kullanımına engel olan caydırıcı yasaların yürürlüğe girmesi için örnek ülkeler incelenebilir. Jack Herer’ın da belirttiği gibi "Kâğıt, kumaş ve gıda ürünlerinin yapımına, endüstriyel ve özel enerji üretimine katkısı olan ve aynı zamanda havayı temizlerken toprağı besleyen bir tek doğal kaynak bulunuyor: marihuana yani kenevir." (Herer, 2005) kenevir yararları zararından çok daha fazla olan bir cevher. Ancak şu anda yalnızca 20 ülkede üretilmesi serbest olan bitkinin üretiminin yaygınlaşması ise bilim adamlarının tüm bulgularına rağmen hala hassaslığını ve bazı çevreler de bu serbestleşmeye karşı 1930’dan beri direncini koruyor.


Kaynakça

Tellioğlu, D. T. (2011, Kasım 28). Esrar İlaç Olarak Kullanılabilir. (E. Baylan, Röportaj Yapan)
Herer, J. (2005, Mayıs 2). Help end marijuana prohibition. (Hemp, Röportaj Yapan)




[1]   Tetrahidrokannabinol,  cannabis sativa ve cannabis indica bitkisinde doğal olarak bulunan analjezik madde
[2]   Hollanda’da esrar satımının yasal olduğu tek satış yerleri.

MODANIN İNCİLİ: VOGUE

MODANIN İNCİLİ: VOGUE
“Ve Vogue Modayı Yarattı”

İlk sayısı 17 Aralık 1892’de Amerika Birleşik Devletleri’nde yayınlanan, başlarda Arthur Baldwin Turnere tarafından kurulduğunda haftalık dergi olması planlanan Vogue’un şu anda Amerika’da 11, dünya çapında 12,5 milyon okuyucusu bulunuyor. Fiyatı o zamanlar 10 cent[1] olan derginin kuruluş amacı “hayatın törensel yanı” ile ilgili “attracts the sage as well as debutante, men of affairs as well as the belle“[2] hedef kitlesi doğrultusunda, yani ayrıcalıklı tabakayı oluşturan her iki cinsiyetin mensuplarının da ilgisini çekecek makaleler üretmekti. Şimdi gelmiş geçmiş en ünlü ve moda dünyasında sözü geçen yayın yönetmeni olan Anna Wintour’un da inkar edilemez katkılarıyla daha spesifik bir rotayı seçerek moda üzerine yoğunlaşmış, çoğunlukla kadınlara hitap eden aylık basılan bir dergiye dönmüş durumda.
Sadece trend değişimlerine uyum sağlamakla yetinmeyen Vogue 124 yıllık geçmişindeki başarılarını sürekli daha iyisini üretmeye çabalamasına ve sektördeki trendsetter pozisyonuna borçlu. Dergi iddialı sloganını olan “Ve Tanrı modayı yarattı.” cümlesinin ilhamını İncil’deki meşhur “Ve Tanrı dünyayı yarattı.” ayetinden alıyor.
Üst sınıfa hitap etmeyi amaç edinen bir dergi olsa da gerek verilen bilgilerin konularının gittikçe genişlemesiyle gerek üst sınıfa hitap eden her şeyin zaman geçtikçe alt sınıflara da inmesi kuralı buyurunca artık tüm dünya tarafından bilinen ve takip edilen bir yayın haline geldi. Teknolojik gelişmeler sayesinde ise Vogue’un gelmiş geçmiş en büyük dijital arşivlerinden birine sahip olduğuna kanıt olan veri tabanına erişim sağlanarak bir asrı aşkın süredir derginin nasıl bir evrim geçirdiği gözlemlenebilir.
Reklamlara yer verilen sayfaların fazlalığı, yorumların kalitesizliği ve içeriğin kıtlığı yüzünden son zamanlara eleştirilse de, Vogue hala moda dünyasının en çok okunan yayınları arasında. Bunun sebebi ise tekelleşmeden ziyade, derginin okuyucularla arasında duygusal bir bağ kurarak bünyelerde alışkanlık etkisi yaratması olarak gösterilebilir.
Condé Montrose Nast tarafından kurulan ve bünyesinde 18 dergiyi daha bulunduran Condé Nast şirketinin 1909’da Vogue’u almasıyla  derginin basılan sayfa sayısı 100’e çıkarak 70 sayfa arttı, hem erkeklere hem kadınlara hitap eden dergi aynı zamanda kaliteyi arttırıp içeriği belirginleştirmek ve özelleştirmek için yalnızca kadınlara yönelik makale üretmeye başladı. Konu başlığı olmaksızın yayınlanacak kadar güçlenen derginin bir sonraki aşaması ise küreselleşmekti. 1912 yılında Amerikan Vogue ilk kez İngiltere’ye satılmaya, 1916 yılında ise Vogue İngiltere adıyla başka bir ülkede ilk kez basılmaya başlandı. 1920’de Vogue Fransa, kapağında tenis oynayan iki kadının illüstrasyonuna yer verilerek basıldı ve böylelikle modanın başkenti yeni kutsal kitabına kavuşmuş oldu.
Moda fotoğrafçılığında, modele değil üzerindeki giysiye odaklanmayı başlatarak netliğin olmadığı bir fotoğraf karesini kitlelere duyurarak büyük bir devrimin temellerini attı. Bu fotoğraf karesini çeken Baron Adolphe de Meyer ise uzun zaman sofistikeliğin simgesi olan fotoğrafları çekmesi için başvurulan kişi oldu.
Teknolojik gelişmeleri en başından beri bünyesinde hızla uygulayarak ilerleyen dergi 1932 yılında ilk defa illüstrasyon yerine renkli kapak fotoğraflarıyla basılmaya başlandı. Edward Steichen elinden çıkan bu aktif yaşamı temsil eden fotoğraf dergi tarihinde bir dönüm noktasıydı.
Dünyanın en çok okunan dedikodu köşelerinden birini yazan efsanevi stil ikonu Diana Vreeland’ın Vogue Amerika’nın başına geçmesiyle dergi sadece sosyete arasında değil tüm dünyada sözü geçen baskın bir dergi haline geldi. Moda tarihinin en ünlü fotoğrafçılarından Richard Avedon, dünyanın en güçlü ve dominant karakterli kadınlarından biri olan yayın yönetmeni Anna Wintour ise derginin bugünkü şöhretine ulaşmasını sağlayan en önemli insanlar arasında yer alıyor. Derginin düşmeye başlayan satışlarını patlatan ünlü Anna Wintour cümlesi ise yayıncılık dünyasında geniş kitlelere ulaşmanın sırrını özetler nitelikte “Ben Vogue’un hızlı, kesin ve seksi olmasını istiyorum. Ultra zenginler ya da sosyete benim ilgimi çekmiyor. Okurlarımızın kendi parasını kazanan enerjik ve ilgili kadınlar olmasını istiyorum.” (Çatkın, 2016) Derginin ünlü insanları çekimlerde kullanmama geleneğini çiğneyerek Madonna’yı kapağa taşıyarak, satışları beklenenin aksine arttırdı.
Derginın gelmiş geçmiş en kalın yayını ise 832 sayfalık 2004 Eylül sayısı idi. Anna Wintour’un asırlık dergiyi geçmişine sadık kalarak mükemmel bir evrime uğratması ise yayın dünyasındaki acımasız bir rekabet sürecinden geçiyordu. Hakkında pek çok belgesel ve film çeken bu dünya hakkında en bilinen eserlerden biri 2003 yılında Anna Wintour’un eski yardımcısı tarafından yayınlanan The Devil Wears Prada[3] kitabı idi. 2006 yılında vizyona giren filmin aslında gerçeklik payı içermediğini ve ofislerin gösterildiği gibi süslü ve büyüleyici yerler olmadığı ise “The September Issue” belgeselinde moda dünyasının takipçileri ile paylaşıldı.
Türkiye’ye ilk kez 24 Şubat 2010’da moda sevenlerle buluşan dergi, İstinye Park’taki standın önünde kuyruk oluşturarak giriş yaptı. Hüseyin Çağlayan’ın reklamında oynadığı ve genel yayın yönetmenliğini Seda Domaniç’in yaptığı Vogue Türkiye’nin ilk 562 sayfalık sayısına sahip olan koleksiyoncular ise bekledikleri sıranın dergiye değdiğinin kanıtı olmak ister gibi sevinçliydi. Doğuş Medya’nın aracılığı ile halen ülkemizde satışına devam eden dergi elit markaların sponsorluğunda dolu dolu, özenli ve kaliteli bir içerik üreticisi olmaya devam ediyor. Reklamlar da içeriğin bir parçası ve fotoğrafçılık tekniklerini incelemek için bir fırsat olduğundan dergiyi bu konuda eleştirmek yersiz olsa da, sadece ünlü oldukları için dergide yer alan sıkıcı makalelerin başrolleri ve testerların[4] eksikliği ilk derginin eksikliklerindendi.
Vogue’un Amerika’daki efsanevi editörleri olan Diana Vreeland ve satışları %40 arttıran Anna Wintour’un yansıra diğer ülkelerde de baskıları derginin misyonundan çıkmadan kendi ülkelerinin kültürlerine son derece başarılı bir şekilde harmanlayarak satış rekorları kırdıran pek çok başarılı yayın yönetmeni var. Vogue İngiltere’nin başında hala, en uzun süre editörlük yapmış ünlü gazeteci Alexandra Shulman bulunuyor, en kaliteli edisyon olduğu söylenen Vogue Italya’nın baş koltuğunda ise moda yazarı Anna Dello Russo, Vogue Fransa’da ise Emmanuelle Alt editörlük yapmaya devam ediyor.
Vogue Türkiye, kapak kızının Jessica Stam olduğu ilk sayısında 62.440 adet sattı. Hussein Chalayan[5] defilesinin ön planda olduğu dergi satışları arttırmak için “Teen Vogue” , “Men’s Vogue” gibi farklı edisyonları piyasaya sürmenin yansıra ünlü isimleri kullanmaya ve merak edilen defilelerin arka planlarını okuyuculara aktarmaya devam ediyor. Dünyada ise en çok satan baskısı ise Nisan 2014 sayılı Kim Kardashian & Kanye West çiftinin kapakta olduğu sayıydı. Ünlü çiftin kapakta olduğu sayının 500,000 baskı satarak Beyonce ve Michelle Obama’yı geçmesi ise sosyal medyanın dergi satışları üzerindeki olağanüstü etkisine örnek olarak verilebilir.
Dünya genelinde 1,231,931 abonesi olan dergi, yeni pazarı olan Arabistan’a ise 2017’de girişini yapmayı planlıyor. Mankenlerin kapağına çıkmak için birbirini neredeyse ezdiği derginin gelmiş geçmiş en ünlü kapak kızları ise Madonna, Kendall Jenner, Lady Diana Spencer, Cindy Crawford, dünyanın en çok kazanan mankeni Gisele Bundchen,  Lady Gaga ve Kim Kardashian olarak sıralanabilir.
Sadece bir basım sürecinin değil, aynı zamanda trendlerin sürekli değiştiği dünyanın en hızlı sektörlerinden biri olan dinamik moda sektörünün gelişim aşamasının gözlemlenebileceği Vogue dergisinin kuruluş amacı esinlendiği mottodan kolayca anlaşılabilir “Kadın yaratıldığı zaman, Vogue da modayı yarattı". Modanın ihtişamlı dünyasını en kapsamlı ve zarif bir şekilde yansıtmasıyla kısa zamanda “modanın incili (bible of fashion)” olarak anılmaya başlamış olan dergi 124 yıllık geçmişinde pek çok kez amacını ve misyonunu değiştirse de sunduğu tavsiyeler ve öngörüler yararlı olarak kalmaya devam etti.
Yayın hayatını devam ettirmek için teknolojik gelişmeleri takip etmek zorunda kalan her dergi gibi Vogue da basım masraflarını indirgemek ve daha geniş bir kitleye ulaşabilmek için elektronik dünyaya giriş yaptı. Dev bir dijital arşivi okuyucularına sunan Vogue, e-dergi seçeneği ile 23 farklı ülkede moda dünyasının en önemli içerik sağlayıcılarından biri olmayı sürdürüyor.


Kaynakça

Çatkın, S. (2016, Şubat 11). Modanın Kutsal Kitabı: Vogue. Moda Kariyeri: https://modakariyeri.com/vogue/ adresinden alındı






[1] 10 cent, 2016 için yaklaşık 3 dolar ediyor.
[2] Aydınlara ve aktörlere olduğu kadar iş adamlarına ve güzel kadınlara da hitap eden bir dergi olduğundan bahsediliyor.
[3] “Şeytan Marka Giyer adıyla Türk sinemalarında vizyona girmiş moda dünyasının acımasızlığını konu alan film.
[4] Tester parfümler ya da kozmetik ürünleri orjinal ürünlerin numuneleridir, genelde popüler moda dergilerinde verilen reklam sayfalarının yüzeyine yapıştırılırlar.
[5] Kıbrıs Türkü asıllı Britanyalı moda tasarımcısı